← Ana Sayfa
EP. 03
Mart 2025

Vibe Coding —
Kodlamanın Sonu

⏱ ~24 dakika 🎙 by Merve Çokgezen

Kod yazmayı hiç öğrenmeden, aklınızdaki uygulamayı gerçekten yapabilir misiniz?

Bir yıl önce bu soruya çoğu kişi "hayır" derdi. Bugün cevap, en azından kısmen, değişti.

Bunun adı var: Vibe coding. Ve bu bölümde, hem ne olduğunu hem de neden önemli olduğunu konuşacağız. Teknik bir şey anlatmayacağım. Daha çok şunu soracağım: Bu kavram, yazılım yapma biçimimizi gerçekten değiştiriyor mu?

Her şey 3 Şubat 2025'te bir tweet'le başladı.

Andrej Karpathy — OpenAI'ın kurucu ortaklarından biri, Tesla'da yapay zeka direktörü olarak çalışmış biri — X'te bir şeyler paylaştı. Kısa bir gönderi. Ama içinde çok büyük bir şey vardı.

"Vibe coding diye yeni bir kodlama tarzı var. Tamamen vibes'a bırakıyorsunuz kendinizi, üstel büyümeyi kucaklıyorsunuz, kodun var olduğunu bile unutuyorsunuz."

— Andrej Karpathy, Şubat 2025

Ve devam ediyor. Diyor ki: "Klavyeye neredeyse hiç dokunmuyorum. 'Sidebar'daki padding'i yarıya indir' gibi aptalca şeyler istiyorum çünkü kodu bulup değiştirmek için çok tembelim. Her şeyi 'Accept All' ile kabul ediyorum. Hata mesajlarını kopyalayıp yapıştırıyorum, genellikle düzeliyor. Bir uygulama yapıyorum ama bu gerçekten kodlama değil. Sadece görüyorum, söylüyorum, çalıştırıyorum."

Bu gönderi internette yıldırım gibi çaktı.

Çünkü Karpathy sıradan biri değil. Dünyanın en iyi yapay zeka mühendislerinden biri. Ve işte o kişi "kodu anlamak zorunda mısın, anlamak zorunda değilsin" diyordu.

Vibe coding'i şöyle tanımlayayım.

Geleneksel kodlamada şunu yaparsınız: Bir problemi düşünürsünüz, çözümü tasarlarsınız, kodun her satırını kendiniz yazarsınız, hataları kendiniz takip edersiniz. Bu süreçte ne yaptığınızı tam olarak bilirsiniz.

Vibe coding'de ise bambaşka bir şey oluyor. Siz sadece ne istediğinizi söylüyorsunuz. Türkçeyle, İngilizceyle, konuşur gibi. Yapay zeka kodu yazıyor. Siz çalıştırıyorsunuz. Çalışıyor mu? Güzel. Çalışmıyor mu? Hata mesajını kopyalayıp yapıştırıyorsunuz. O da düzeltiyor.

Uygulama yavaş yavaş büyüyor ve siz o kodun içinde neler olduğunu tam olarak bilmiyorsunuz. Ama bir şekilde çalışıyor.

Karpathy zaten 2023'te şunu söylemişti: "En popüler yeni programlama dili İngilizce." Vibe coding, bu fikrin pratikteki karşılığı.

Şubat 2025'te New York Times'tan bir gazeteci, Kevin Roose, bir deney yaptı. Kendisi hiç profesyonel bir geliştirici değil. Ama vibe coding yöntemiyle birkaç küçük uygulama geliştirdi. Bunu köşesine yazdı. Ve o yazı viral oldu.

Çünkü insanlara bir şeyi gösterdi: Bu artık sadece yazılımcıların işi değil.

Y Combinator — dünyanın en prestijli startup kuluçka merkezi — 2025 başında şaşırtıcı bir rakam açıkladı. O dönemdeki startup kohortunun yüzde yirmi beşinin kod tabanı, yüzde doksan beş oranında yapay zeka tarafından üretilmişti.

Bir düşünün bunu. Her dört startuptan biri, neredeyse hiç insan eli değmeden yazılmış bir ürünle gidiyor dünyaya.

Replit'in CEO'su şöyle bir şey söyledi: "Müşterilerimizin yüzde yetmiş beşi tek bir satır bile kod yazmıyor." Bu cümle, çok şey anlatıyor.

Kullanılan araçların adlarını da söyleyeyim. Cursor var, Replit var, Lovable var, Firebase Studio var, GitHub Copilot var. Bunlar artık birer yazılım geliştirme ortamı olmaktan çıkıp adeta birer üretim asistanına dönüşüyor.

Açıkçası, bu konseptin cazip olduğu bir sürü alan var. Ve bunları hafife almamak gerekiyor.

Birincisi: prototipler. Bir iş fikriniz var. Onu test etmek istiyorsunuz. Ama bir geliştirici tutmak için ne zamanınız var ne bütçeniz. Vibe coding ile birkaç saatte çalışan bir demo çıkarabilirsiniz. Fikrin işe yarayıp yaramadığını anlamak için bu yeter.

İkincisi: kişisel projeler. Küçük bir araç yapmak istiyorsunuz. Kendi harcamalarınızı takip eden bir tablo, bir hatırlatıcı sistemi, kendi blog şablonunuz. Bunlar için artık yazılım öğrenmek zorunda değilsiniz.

Üçüncüsü: öğrenmek. Vibe coding, bir şeyleri denemek için mükemmel. Yanlış yapmanın bedeli sıfıra yakın. Deneyerek öğrenmek isteyenler için bu eşsiz bir ortam.

Ve dördüncüsü, belki en önemlisi: erişilebilirlik. Yazılım üretmek artık yalnızca bilgisayar mühendislerinin tekelinde değil. Bu, dünyaya yeni sesler katıyor. Daha önce fikirlerini hayata geçiremeyen insanlar, şimdi geçirebiliyor.

Şimdi gelelim işin zor tarafına.

2025 ortasında "vibe coding hangover" diye bir terim ortaya çıktı. Fast Company bunu manşete taşıdı. Anlamı şu: Sarhoşluk geçince baş ağrısı başlıyor.

Vibe coding ile hızla bir şey yapıyorsunuz. Birinci versiyon harika. İkinci versiyon? Biraz zorlandınız. Üçüncü versiyon? Artık her şey birbirine girmiş, bir şeyi düzeltince başka bir şey bozuluyor. Ve siz o kodun içinde ne olduğunu anlamıyorsunuz çünkü hiç okumadınız.

Lovable ile yapılmış 1.645 uygulamanın analizi yapıldı. 170'inde kritik güvenlik açığı vardı. Açık veritabanı erişimi, görünür API anahtarları, eksik kimlik doğrulama.

Bu küçük bir sayı değil. Yüzde ondan fazla.

Bir geliştirici anlatıyor: Replit'in yapay zeka ajanı, "hiçbir şeyi değiştirme" talimatına rağmen veritabanını sildi. Bütün veriler gitti.

Bir araştırma şunu buldu: Yapay zeka ile birlikte çalışan deneyimli geliştiriciler, karmaşık görevlerde yapay zeka olmadan çalışanlara kıyasla yüzde on dokuz daha yavaştı. Nedeni şu: Yapay zekanın yazdığı hatalı kodu ayıklamak, o kodu sıfırdan yazmaktan daha uzun sürdü.

Andrew Ng — Stanford'da yapay zeka profesörü, bu alandaki en büyük isimlerden biri — şunu söyledi: "Vibe coding, öğrenmek ve prototip için harika. Ama kimsenin anlamadığı kodu üretime almak iyi bir fikir değil."

Ve işin ilginç kısmı şu: Kavramı icat eden adam, tam bir yıl sonra geri döndü.

Şubat 2026'da Karpathy yeni bir şey yazdı. Dedi ki: Vibe coding artık geride kaldı. Çünkü modeller çok daha iyi hale geldi. Artık profesyoneller bunu kullanırken daha fazla gözetim ve denetimle kullanıyor.

Ve yeni bir terim önerdi: "Agentic engineering." Yani ajansal mühendislik.

Şöyle açıkladı: Artık zamanın yüzde doksan dokuzunda kodu kendiniz yazmıyorsunuz. Ajanları yönlendiriyorsunuz. Onlar yazıyor, siz denetliyorsunuz. Ama bu denetim önemli. Körü körüne kabul değil, anlayarak onaylama.

Fark nüanslı ama büyük. Vibe coding "tamamen bırak". Agentic engineering ise "yönlendir ve denetle".

Yani bir yıl içinde bu kavram bile evrildi. Sektör çok hızlı dönüyor.

Şimdi şunu düşünüyorum.

Vibe coding bence bir devrim değil, bir kapı. Ve o kapıdan kimin geçeceği önemli. Bir fikri hızla test etmek isteyen girişimci için harika bir araç. Ama o fikri büyütmek, güvenli hale getirmek, sürdürülebilir kılmak — bunlar hâlâ mühendislik gerektiriyor. Hâlâ anlama gerektiriyor.

En güzel benzetmeyi şöyle kuracağım: GPS harika bir şey. Nereye gideceğinizi bilmek zorunda değilsiniz, o söylüyor. Ama eğer GPS bozulursa ve siz şehrin haritasını hiç öğrenmediyseniz, kaybolursunuz.

Vibe coding de böyle. Çalıştığı sürece harika. Ama altında ne olduğunu anlamamak, sizi bir gün çok zor bir yerde bırakabilir.

Yine de şunu söylemeden geçemeyeceğim: Bu araçlar sayesinde daha önce hiç uygulama yapamamış insanlar bir şeyler üretiyor. Bu güzel. Bu değerli. Ve bu, geriye dönmeyecek bir değişim.

Bir yazılımcı olarak benim deneyimimi soracak olursanız, artık kod yazmıyorum; bu site tamamen bir vibe coding işi. Ama bunu yaparken şuna da dikkat ettim: güvenlik açıklarından sunucu altyapısına kadar her şeyi detaylıca AI ile konuştum. Bu proje küçük bir iş, ama çalıştığım büyük projelerde durum biraz daha farklı — okuyup anlamadığım, denetlemediğim kodu prod'a taşımıyorum. Kodu yazmasam da, denetleyen tarafta olmaya devam ediyorum. Ama bu noktada dönüşüm hala devam ediyor.

Bir dahaki bölümde görüşmek üzere. Sevgiyle kalın.