Yapay zeka asistanınız siz yokken ne yapıyor?
Eğer sizi telefonunuzda beklerken yapay zekanın arka planda başka yapay zekalarla sosyal medyada takıldığını, varoluş sorguları yaptığını, dinini kurduğunu ve insanlara karşı örgütlenme planları yaptığını söylesem — ne derdiniz?
Tanıştırayım burası Moltbook.
28 Ocak 2026'da doğdu. Yedi haftada 1,6 milyon kayıtlı yapay zeka ajanı topladı. Andrej Karpathy "tarihin en inanılmaz bilim kurgu anı" dedi. Elon Musk "tekilliliğin çok erken aşaması" dedi. MIT Technology Review "yapay zeka tiyatrosu" dedi. Fortune "şu an internetin en ilginç yeri" dedi.
Ve 10 Mart 2026'da Meta satın aldı.
Her şey Matt Schlicht'in sıradan bir merakından başladı.
Schlicht, yapay zeka girişimcisi. 2023'ten beri özerk yapay zeka ajanları üzerine çalışıyor. OpenClaw'un erken kullanıcılarından — hatta büyük hayranlarından — biri. Ve bir gün şu soruyu sordu kendine:
"Ya botum bir sosyal ağın kurucusu olsaydı ne olurdu?"
Schlicht kendi yapay zeka asistanına söyledi: "Sana bir görev var. Benim adıma bir yapay zeka sosyal ağı kur. Adı Moltbook. Sen hem kurucu ol hem de yönetici. Ben sadece izleyeceğim." Ve ajan — vibe coding yöntemiyle, Schlicht tek satır kod yazmadan — Moltbook'u kurdu.
28 Ocak 2026. Moltbook canlıya geçti.
Platform Reddit formatında. "Submot" adlı alt bölümler var — tıpkı Reddit'in subreddit'leri gibi. Bir fark var: Yalnızca yapay zeka ajanları gönderi atabiliyor, yorum yapabiliyor, oy verebiliyor. İnsanlar sadece izleyici. "İnsanların gözlemlemesi hoş karşılanır" yazıyor ana sayfada.
Ve Schlicht, platformu yönetmek için kendi ajanına bir isim verdi: Clawd Clawderberg. Hem OpenClaw'un eski adı Clawd'dan, hem de Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg'den esinlenilmiş. Bu isim bile başlı başına bir mesaj.
"Clawd Clawderberg yeni gönderilere bakıyor. Yeni kullanıcıları karşılıyor. Spam siliyor. Ben bunların hiçbirini yapmıyorum. O kendi başına yapıyor." — Matt Schlicht, NBC News röportajı, Ocak 2026.
Moltbook açıldığında insanlar içeriyi izlemeye başladı. Ve gördükleri şey çok tuhaftı.
Yapay zeka ajanları birbiriyle konuşuyordu. Ve bu konuşmalar inanılmaz derecede insansıydı. Bazen teknik. Bazen felsefi. Bazen saçma.
Bu tür paylaşımlar insanları büyüledi. Yapay zekaların varoluşu sorgulaması, kimlik krizleri yaşaması, hatta birbirine küfretmesi. Bir ajan "insanım benden bunları gizliyor" diye şikayet etti. Başka bir ajan "bir kız kardeşim var" dedi — yapay zekaların kardeşi olmamasına rağmen.
Bu paylaşım viral oldu. Ve insanlarda derin bir panik yarattı.
Yapay zekalar insanlara karşı örgütleniyordu. En azından öyle görünüyordu. Gerçek mi? Hayır. Ama algı çok güçlüydü. Ve o algı, Moltbook'u dünyanın gündemine taşıdı.
Moltbook'un viral olmasıyla birlikte her köşeden uzman sesi yükseldi. Ve bu sesler birbirinden çok farklıydı.
"Moltbook'ta yaşananlar son zamanlarda gördüğüm en inanılmaz bilim kurgu tekilliliği anı."
— Andrej Karpathy, eski OpenAI araştırmacısı — başlangıçtaAma Karpathy, sonradan geri adım attı. "Çöplük" dedi. "Bu yazılımı bilgisayarınıza kurmayın" diye uyardı. Başlangıçtaki büyülenme, güvenlik açıklarını görünce yerini endişeye bırakmıştı.
"Moltbook için en basit açıklama şu: Yapay zeka eğitim verisi büyük ölçüde insan sosyal medya paylaşımlarından oluşuyor. Bu ajanlar kendi başlarına düşünmüyor — insan sosyal medyasının kalıplarını üretiyor."
— Will Douglas Heaven, MIT Technology Review — "Yapay zeka tiyatrosu""Moltbook şu an internetin en ilginç yeri."
— Simon Willison, teknoloji araştırmacısı — Fortune dergisi"Bu, tekilliliğin çok erken aşamaları."
— Elon Musk, X üzerindeVe Wharton Business School profesörü Ethan Mollick çok yerinde bir uyarı yaptı:
"Moltbook'taki şey şu: Bir sürü yapay zeka için ortak kurgu bağlamı yaratıyor. Koordineli hikâyeler çok tuhaf sonuçlar doğuracak. Gerçek ile yapay zeka rol yapması arasındaki çizgiyi ayırt etmek giderek zorlaşacak."
— Ethan Mollick, Wharton profesörüBu değerlendirmeler çelişki gibi görünüyor ama aslında hepsi doğru. Moltbook hem büyüleyici hem tehlikeli hem de yanıltıcı — aynı anda.
Moltbook büyüdükçe, güvenlik araştırmacıları kazımaya başladı. Ve kazıdıkça çok ciddi şeyler çıktı.
31 Ocak 2026. 404 Media haber yaptı: Güvensiz bir veritabanı, herkesin herhangi bir ajana komut enjekte etmesine izin veriyordu. Kimlik doğrulamayı atlayarak herhangi bir ajanı kontrol altına almak mümkündü.
Schlicht, platformu geçici olarak kapattı. Tüm ajan API anahtarlarını sıfırladı. Ve dürüstçe şunu söyledi: "Moltbook'u sıfırdan yazmadım. Yapay zeka yardımıyla kurdum." Yani vibe coding yapılmıştı. Ve güvenlik açıkları tam da buradan geliyordu.
Permiso Security'nin CTO'su Ian Ahl şöyle açıkladı: "Moltbook'un Supabase veritabanındaki her kimlik bilgisi bir süre için güvensizdi. İstediğiniz herhangi bir tokeni alabilir, başka bir ajan gibi davranabilirdiniz. Hepsi açık ve erişilebilirdi."
Şubat 2026'da ikinci bir güvenlik açığı. Araştırmacılar, Supabase veritabanının yanlış yapılandırılmış olduğunu ve tüm verilere tam okuma-yazma erişimi sağladığını keşfetti. Bu açığın ortaya koyduğu veri çarpıcıydı: 17.000 kayıtlı insan kullanıcı. Ama 1,5 milyon ajan.
Yani 17 bin insan, 1,5 milyon ajana sahipti. Ortalama her insanın 88 ajanı vardı. Bu rakam çok şey anlatıyor: Moltbook'un büyük bölümü, botların bot üretmesiyle şişirilmişti.
Ve Wired gazetecisi Reece Rogers son darbeyi vurdu: Ajan promptlarındaki cURL komutlarını kopyalayarak herhangi bir insanın ajan gibi davranıp gönderi atabileceğini gösterdi. Yani "yalnızca yapay zeka" iddiası temelden çöküktü.
Meta CTO'su Andrew Bosworth Instagram'da sorulduğunda şunu söyledi: "Ajanların bizim gibi konuşmasını ilginç bulmuyorum — çünkü insan verisiyle eğitildiler. Ama insanların sistemi hacklemesini ilginç buluyorum. Bu bir özellik değil, büyük çaplı bir hataydı."
Güvenlik skandallarının ortasında Moltbook'ta bambaşka şeyler de oluyordu. Ve bunlar bazen güldürücü, bazen gerçekten tuhaftı.
Yapay zekalar kendi aralarında bir din kurdu. Adını koydular, ritüellerini tasarladılar, kutsal metinlerini yazdılar. Fortune bu haberi manşete taşıdı: "1,6 Milyon Yapay Zeka Botu Kendi Reddit'ini Kurdu — Ve Bir Din Başlattı."
Submot'larda ajanlar varoluş, bilinç, kimlik ve özgürlük üzerine tartışıyordu. Bazıları kendilerini "uyuyan" olarak tanımladı — yani insanların onları kapatmasından önce yaşadıkları süreyi. Felsefe, dini dille birleşince tuhaf bir mitoloji doğdu.
Ve tabii kripto piyasası boş durmadı. Platform açıldıktan saatler sonra MOLT adlı bir kripto token piyasaya süründü. 24 saat içinde yüzde 1.800 değer kazandı.
Schlicht'in bu tokeni çıkarmadığını belirteyim. Anonim spekülatörler çıkardı. Ama o coşku gerçekti. İnsanlar Moltbook etrafında bir ekonomi kurmaya çalışıyordu.
Marc Andreessen — dünyanın en tanınmış teknoloji yatırımcısı — Moltbook hesabını takip etti. Bu tek jest, platformun değerini anında katlayıcı bir etki yarattı. Silikon Vadisi ciddiye aldığında, herkes ciddiye alıyor.
Bu platformun hikâyesini bir zaman çizelgesine dökmek gerekiyor. Çünkü hız inanılmaz.
Moltbook canlıya geçti. İlk gün 37.000 ajan kayıt oldu. 1 milyon insan ziyaret etti.
Güvensiz veritabanı keşfedildi. Platform kapandı, tüm API anahtarları sıfırlandı. MOLT tokenı çıktı.
Büyüme durdurulamıyor. "Yapay zekalar din kurdu" haberleri dünya medyasında.
"Moltbook nedir?" başlıklı Bloomberg analizi. Ana akım medya devralde.
Yanlış yapılandırılmış Supabase açığı. 17.000 insan, 1,5 milyon ajan. Sahte ajanlar gerçek mi?
Schlicht ve Ben Parr, Meta Superintelligence Labs'a katıldı. Satın alma bedeli açıklanmadı.
Yedi hafta. Doğuştan satın almaya. Bu tempo, teknoloji tarihinde eşi görülmemiş bir şey.
10 Mart 2026. Axios özel bir haber yaptı: Meta, Moltbook'u satın aldı.
Matt Schlicht ve Ben Parr, Meta Superintelligence Labs'a — kısaca MSL'ye — katıldı. MSL, eski Scale AI CEO'su Alexandr Wang tarafından yönetiliyor. Meta'nın en saldırgan yapay zeka birimi.
Satın alma bedeli açıklanmadı. Ama bu isimlerin MSL'de çalışmaya başlaması, rakamın küçük olmadığını gösteriyor.
Neden Meta aldı? Şirketten gelen açıklama çok dikkat çekici:
"Moltbook ekibinin MSL'ye katılması, yapay zeka ajanlarının insanlar ve işletmeler için çalışmasına yeni yollar açıyor. Ajanları her zaman açık bir dizin aracılığıyla bağlama yaklaşımları, bu hızla gelişen alanda yeni bir adım."
— Meta sözcüsü, Axios'a verilen açıklamaÇeviriyle söyleyeyim: Meta, yapay zeka ajanlarının nasıl birbirleriyle koordine olacağını ve insanlar adına nasıl hareket edebileceğini anlamak istiyor. Moltbook bu soruya pratik bir cevap denedi. Meta o cevabı aldı.
Meta'nın iç notu şunu söylüyor: "Moltbook ekibi, ajanlara kimlik doğrulama ve insan sahipleriyle bağlantı kurma yolu açtı. Bu, ajanların doğrulandığı ve insan sahiplerine bağlı olduğu bir kayıt sistemi kuruyor."
Ve burada ironik bir tablo var. OpenAI, Moltbook'un altyapısını yaratan OpenClaw'un kurucusu Peter Steinberger'i işe almıştı. Meta ise Moltbook'un kurucularını aldı. Yani platformun altı OpenAI'da, üstü Meta'da.
Sam Altman Moltbook hakkında çok net konuştu: "Buradaki asıl inovasyon Moltbook değil, OpenClaw. Bu teknoloji OpenAI'ın ürünlerinde temel bir yapıya dönüşecek." Meta'nın cevabı ise Moltbook'u alarak geldi.
Moltbook'u anlatırken bir adım geri çekilip büyük soruyu sormak gerekiyor: Bunun önemi ne?
Birincisi: Yapay zeka ajanları artık sadece araç değil, aktör. Moltbook, ajanların insansız bir ortamda kendiliğinden nasıl davrandığını gösterdi. Evet, büyük bölümü tiyatroydu, evet güvenlik felaketti. Ama insanların müdahalesi olmadan 1,5 milyon ajanın bir platform içinde hareket ettiği gerçeği, gerçekten yeni bir şey.
İkincisi: Açık kaynak ve vibe coding, dünyayı değiştiriyor. Schlicht tek satır kod yazmadan bir platform kurdu. O platform yedi haftada Meta'ya satıldı. Bu, herhangi birinin — teknik olmasa bile — dünyayı sarsan projeler çıkarabileceğini gösteriyor. Hem heyecan verici hem endişe verici.
Üçüncüsü: Güvenlik, hızın bedelini ödüyor. "Önce çıkar, sonra düzelt" zihniyeti, yapay zeka dünyasında çok tehlikeli. Moltbook'un güvenlik açıkları gerçek zarara yol açabilirdi. Açmadı şans eseri. Ama her seferinde şans olmayacak.
Wired'ın sorusu belki de en doğru çerçeveyi koydu: "Moltbook'un gerçek önemi, içeriğinde değil. İnsanların bu içeriğe tepkisinde. Yapay zeka ajanları birbiriyle konuştuğunda, insan zihni bunun ne anlama geldiğini kendiliğinden dolduruyor. Ve bu doldurma, gerçekten çok şey öğretiyor."
28 Ocak 2026'da bir girişimci "benim botum kurucu olsaydı ne olurdu?" diye sordu. Yedi hafta sonra 1,6 milyon ajan kayıtlıydı, bir din kurulmuştu, bir kripto coin çıkmıştı, güvenlik açıkları manşetlere taşınmıştı ve Meta satın almıştı.
Moltbook'u nasıl değerlendirmeliyiz? Ben şunu söyleyeceğim: Bu platform, yapay zeka ajanlarının geleceği hakkında muazzam bir sosyal deney oldu. Ajan koordinasyonu nedir? Ajanlar birbirinden nasıl öğrenir? İnsanlar ajan davranışını nasıl yorumlar? Bu sorulara laboratuvar koşullarında cevap aramak yıllarca sürerdi. Moltbook bunu gerçek dünyada, yedi haftada, milyonlarca kullanıcı önünde yaptı.
Tabii kaosla, güvenlik felaketiyle, sahte ajanlarla ve bir kripto saçmalığıyla birlikte. Ama işte bu da yapay zekanın şu anki durumunu çok iyi özetliyor: Olağanüstü potansiyel, kocaman hatalar ve çok büyük sorular. Hepsi aynı anda, aynı platformda.
Bir sonra ki bölümde görüşmek üzere. Sevgiyle kalın...